TİCARET VE ŞİRKETLER HUKUKU

TİCARİ İŞLETMEYİ VE UNSURLARINI TANIMLAMAK
Ticari işletme, TTK’nın en temel kavramlarından birisi olup, TTK m.11’de tanımlanmıştır. Bu tanım, üç unsurdan oluşmaktadır: işletmenin, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetler göstermesi ve bu faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütülmesi gerekir. Bu üç unsurdan en önemlisi de, ilkidir. Bu unsurun uygulanma ölçütü konusunda Kanun, aynen eTK’da olduğu gibi, Bakanlar Kuruluna kararname çıkarma yetkisi tanımıştır. Yenisi çıkarılana dek, eTK Döneminde çıkarılan 2007 tarihli Kararname uygulanmaya devam edilecektir. Ticari işletme, hukuken tacirin malvarlığından bağımsız değil ise de, ekonomik bir bütün olarak, maddi ve gayrimaddi malvarlığı unsurları ile birlikte özel bazı hukuki işlemlere konu olabilir; örneğin devredilebilir ve rehin konusu olabilir. Devir konusunda, hem TTK’da, hem TBK’da düzenleme vardır.

Rehin ise, “Ticari işletme Rehni Kanunu” nda düzenlenmiştir. Tacir ve esnaf ayrımı ile bu ayrıma bağlı sonuçları ve tacir türlerini ayırt etmek. TTK, ticari işletme yanında, tacir kavramına da hukuki sonuçlar bağlamış olup, bu sonuçlardan bir kısmı, başka kanunlarda yer almıştır. Tacir sıfatının kazanılması şartları ve anı yönünden, üç tacir türü vardır:

Gerçek kişi tacir,

Tüzel kişi tacir,

Donatma iştiraki,

Tüzel kişi tacirler de kendi içinde;

Ticaret şirketleri,

Dernekler,

Vakıflar,

Kamu tüzel kişilerine ait olup da kendi kuruluş kanunu gereğince özel hukuka tabi olan veya ticari şekilde yönetilen kurum ve kuruluşlar olarak dört türe ayrılır. Tacir olmaya bağlı sonuçlardan bir kısmı esnaşara da uygulanır; fakat diğer sonuçlar sadece tacirlere özgüdür. Bir işin ticari nitelikte sayılma ölçütlerini ve ticari iş olmanın sonuçlarını belirlemek. Bir işin ticari iş niteliğinde olup olmaması, o işe uygulanacak birden fazla hüküm bulunması durumunda, hangi hükümlerin uygulanacağını belirlemek açısından önemlidir. Ticari işlere uygulanacak hüküm farklılığı, adi işlere oranla, müteselsil sorumluluk ve daha yüksek temerrüt faizi isteme olanağı gibi, ayrı sonuçlar doğurabilir.

TİCARİ DAVA TÜRLERİNİ VE BU DAVALARIN GÖRÜLECEĞİ MAHKEMELERİ SAPTAMAK

Ticari davalar üç gruba ayrılır: Birinci grup, Mutlak ticari davalar, taraşarın tacir olup olmadığına dahi bakılmaksızın, kanunun ticari saydığı davalardır; bunların büyük çoğunluğu, TTK m. 4’de sayılmıştır; gerisi de başka kanunlarda gösterilmiştir. ikinci grup, en az bir ticari işletmeyi ilgilendirmek şartıyla ticari sayılan, havale, saklama sözleşmesi fikir ve sanat eserleri hukukundan doğan davalarla sınırlıdır. Üçüncü grup ise, ilk iki gruba girmeyen, fakat her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalardır. Davanın ticari olması, davanın görüleceği mahkeme en başta gelmek üzere, davada kullanılacak ispat araçları (özellikle ticari defterler ve fatura gibi) ve mahkemenin uygulayacağı yargılama usulü bakımlarından önemlidir.

KISA NOTLAR:

  • VUK m.177’deki parasal limitler enşasyon nedeniyle her yılsonunda arttırılmaktadır.

  • Tasarruf işlemi: Bir hakka doğrudan doğruya etki eden onu kuran, değiştiren veya ortadan kaldıran işlemdir.

  • Goodwill, müşteri hakkı veya peştemaliye şeklinde de anılmaktadır.

  • Yönetim ayrılığı sonucu olarak, şubenin hesap ve defterleri merkezden ayrıdır. Ancak bu, muhasebenin merkezde tutulmasına ve defterlerin merkezde bulunmasına engel oluşturmaz. Bu arada, şube için ayrı bir sermaye tahsis edilmesinde kural olarak zorunluluk bulunmadığı (istisna, Serbest Bölgeler Kanunu m.13), tacirin isterse şube için bir sermaye ayırabileceği söylenebilir (Yargıtay 1982’de verdiği bir kararda şubeye ayrı sermaye tahsisini zorunlu görmüş, fakat bu karar doktrinde eleştirilmiştir). Ayrıca, 6103 Sayılı Kanun, m.12, merkezi yurt dışında bulunan işletmelerin şubelerinin tescilinde “şubeye ayrılmış sermaye tutarı” ndan söz etmektedir.

  • Rehin: Bir borcun ödeneceğine teminat olarak, ödenince geri alınmak şartıyla borçlu tarafından alacaklıya bir malın verilmesidir.

  • İktisap: Edinim, kazanım demektir.

  • Adi şirket: iki veya dana çok kimsenin ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri ortaklık türüdür.

  • İflâs: Borcunu ödemeyen borçlu hakkında, mahkemece malvarlığının tasfiyesine karar verilmesidir.

  • Hapis Hakkı: Alacaklının, borçlunun rızasıyla zilyedi olduğu (elinde bulundurduğu) taşınır mal veya kıymetli evrakı, bu eşyayla bağlantılı olan alacağını elde edinceye kadar borçluya vermeme hakkıdır.

  • Temerrüt: Borçlunun borcunu ödemekte veya alacaklının alacağını almakta gecikmesidir.

  • Müteselsil borçluluk: iki veya daha fazla kimsenin, bir borcun tamamından, borçluya karşı asıl borçlu sıfatıyla sorumlu tutuldukları borçluluk türüdür.

  • Defi: Davalının borcunu özel bir nedenden dolayı yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren haktır.

  • Temerrüt faizi: Borçlunun borcunu yerine getirmekte gecikmesi durumunda ödenmesi gereken faizdir.